Hz Peygamberin (a.s.m.) Kabrini Ziyaret

Hz. Peygamber'in (A.S.M) Kabrini Ziyaret "Benim mescidimde aralıksız 40 vakit namaz kılan kimse için, cehennemden ve azaptan kurtuluş beratı yazılır. O kimse, nifaktan da uzak kalır." (Ahmed-Taberanî) Cenâb-ı Hakk'ın Kâbe-i Muazzama'yı ziyaret etmeğe, hac yapmağa muvaffak ettiği kimselerin, Medine-i Münevvere'ye gidip Resûl-i Ekrem Efendimizin kabr-i saadetlerini ziyaret etmeleri haccın en son sünnetidir. Bu ziyaret, mendub ibâdetlerin en faziletlisi ve en yükseği kabûl edilmektedir.
Önce hac farîzasını hakkıyla yerine getirip tevbe ve istiğfarlarla günahlardan tam temizlenmeli, sonra Resûl-i Ekrem hazretlerinin ziyaretine gitmelidir. Önce ziyaret, sonra hac yapılması da mümkündür, fakat faziletli olan, hacdan sonra ziyaretin yapılmasıdır. Resûlüllah Efendimizin kabr-i saâdetlerini ziyaret etmek, ziyaret eden için bir şeref ve saadettir.
Hacı orada kalbini nebevî nurlarla doldurur, Muhammedî bereket ve rahmet, onu çepeçevre kuşatır, kalbi rikkat bulur. Resûlüllah Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde: "Kabrimi ziyaret edene kıyâmet gününde şefaatim vâcib olur" buyurmuşlardır. Diğer bir hadiste de şöyle buyurulur: "Kim Beytullah'ı ziyaret eder de beni ziyaret etmezse, bana cefâ etmiş olur." Bu hadîs-i şerîfler muvacehesinde, hacca giden kimselerin büyük bir mânia karşısında kalmadıkça, Peygamberimizin kabr-i saâdetlerini ziyaret etmesi lâzım geldiğini söyleyebiliriz. Medine-i Münevvere'ye giden bir kimse, Peygamber Efendimizin kabr-i saâdetlerini ve Mescid-i Nebevî'yi ziyaret etmek niyetinde olmalıdırlar. Bu itibarla yolda sık sık salât ü selâm okumalıdır.
Medine'de kalınan yer müsaid ise, Mescid-i Nebevî'ye gitmeden evvel gusledip temiz ve yeni elbiselerini giymek, koku sürünmek güzeldir. Mütevazi bir halde yürünerek Mescid-i Nebevî'ye gelinir. Mescid-i saâdete Selâm veya Cibrîl kapısından girilir. Mescid-i Nebevî'ye giren kimse evvelâ minber-i saâdetin yanında iki rek'at tehıyyetü'l mescid namazı kılmaya gayret eder. Mümkün olmazsa Mescid-i saadetin herhangi bir yerinde kılar. Peygamberimizin kabri ile minberi arasına, hadîs-i şerîf'te, Cennet bahçelerinden bir bahçe tâbiri kullanılmıştır. Bu bakımdan burada kılınan namaz çok faziletlidir. Namazdan sonra Resûl-i Ekrem (A.S.M.) Efendimizin kabr-i saâdetlerinin bulunduğu yere gidilir. Kemâl-i hurmet ve edeble iki-üç metre kalıncaya kadar kabr-i saâdete yaklaşılır. Ve Resûl-i Ekrem Hazretlerine selâm verilir. Başkaları tarafından Resûlüllah Efendimize iletilen selâmlar da Fahr-i Âlem Efendimize arzedilir. Rivayetlerde Resûlüllah Efendimizin yapılan salâvat ve kendisine verilen selâmlara muttali' olduğu, ümmetini yaptıkları amel ve sîmalarıyla bizzat tanıdığı kaydedilmektedir.
Resûlüllah Efendimizin kabri başında kendisine şu şekilde selâm verilir: Esselâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetu'llahi ve berekatühû. Esselâmü aleyke ya seyyidî yâ Resûlâllah. Esselâmü aleyke yâ Habîballah... (1). Resûlüllah Efendimizin kabri başında iken bağırılıp çağırılmaz, gürültü edilmez, kabr-i şerîfin parmaklıklarına asılınmaz, kabr-i saâdete doğru kendinden geçerek secde edilmez. Selâmdan sonra şu salâvat 70 kere okunabilir: Sallâllahü aleyke ya Resûlâllah. Sonra devamla: Ci'tüke müstağfiren min zenbî müsteşfian bike ilâ rabbî... (2) duası okunur. Bundan sonra bir Âyete'l-Kürsî ile 11 İhlâs-ı şerîf okunarak başta Peygamberimiz olmak üzere orda yatan bütün zevâtın ve ehl-i îmanın ruhlarına bağışlanır.
Resûlüllah Efendimizi bu şekilde ziyaretten sonra birkaç adım sağa doğru giderek Hz. Ebu Bekir'in kabirlerinin başına gelinir. Ona hitaben: Esselâmü aleyke yâ halîfete resûlillâh. Esselâmü aleyke yâ sâhıbe resûlillâh. Enîsehû fi'l-ğâr, refîkahu fi'l-esfâr ve emînehû ale'l-esrâr cezakellahu hayran.. (3) diyerek selâm ve hürmetler sunulur. Sonra birkaç adım daha yürünür. Hazret-i Ömer'in kabri başına gelinir. Ona da: Esselâmü aleyke yâ Emîre'l-mü'minîn, yâ nâsıra'l-müslimîn. Esselâmü aleyke yâ müşettetü şemele'l-müşrikîn. Cezakellahü teâlâ hayra'l-cezâ... (4) diye selâm ve hürmetler sunulur. Bundan sonra mümkünse tekrar Resûlüllah'ın kabri başına gelinir. Orada bol bol salâvat getirilir, dua ve niyazlarda bulunulur. Bilhassa şu kısacak duayı ezberleyerek dilden düşürmemek lâzımdır: "Yâ Rabbi! Es'elüke en tec'ale tevbetenâ tevbeten nasûha bi-câhi Muhammedin sallâllahü aleyhi ve sellem..." (5). Daha sonra ziyaretçi Ashabdan Ebû Lübâbe Hazretlerinin kendini bağladığı direğin yanına gelerek kerâhet vakti dışında, burada bol bol nâfile namazlar kılar ve dualar eder. Burada yapılan duaların kabûl edileceği umulur. Daha sonra Üstüvâne-i Âişe denilen direğin yanına varılır ve orada da namaz kılınıp, salât ü selâmda ve dualarda bulunulur. Bu direk, Hz. Âişe validemizin Resûlüllah Efendimizin Mescid-i Nebevîde en çok namaz kıldığını haber verdiği direktir.
Bundan sonra Mescidden çıkılır ve Bakı' kabristanına gidilir. Orada yatan Sahâbe ve İslâm büyükleri ziyaret edilir. Ziyaretçinin Medine'de bir hafta kalması müstahsendir. Bu arada namazları Mescid-i Nebevî'de kılar. Mescid-i Kuba, Mescid-i Cuma, Mescid-i Hâtif, Mescid-i Kıbleteyn gibi ziyaret yerlerine giderek ziyaretlerde bulunur.
Medine-i Münevvere'den memleketine dönmek isteyenler, bir kere daha Mescid-i Nebevî'ye uğrar, iki rek'at namaz kılar. Sonra kabr-i saâdeti tekrar ziyaret ederek Medine'den ayrılır.


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam9
Toplam Ziyaret861336